Advert
Advert Advert
Advert
Önder Karakartal

Tanburi Necdet Yaşar’ın aziz hatırasına

Her şey bir taksimle başladı 

2012 yıllarının ilk aylarıydı. İnternet arama motorlarından farklı müzik türleri üzerine araştırmalar yapıyordum. Ülkelerin kendi geleneksel sazları ile müziklerini ve müzik kültürlerini inceliyordum. O zamana kadar kendi geleneksel müziklerimizi biliyordum ama pek ilgimi çeken bir alan değildi. Ney, Tanbur, Klasik Kemençe Bendir, Kudüm gibi klasik sazlarımızı biliyordum ama ne icraları ne de icracılarıyla ilgili bir fikrim yoktu. Nerden geldim nasıl geldim hatırlamıyorum ama kendimi Necdet Yaşar’ın Nihavent taksimini dinlerken buldum. İstanbul’un camilerinden oluşan bir klip eşliğinde hazırlanan yaklaşık 4 dakika 11 saniyeden oluşan bu video klip çok dikkatimi çekmişti. Başka bir sesti bambaşka bir tını vardı. İnsanın ruhunun derinliklerine hitap eden Tanbur tınısı inanılmaz derecede tesir etmişti bana ve beni alıp başka bir dünyaya götürmüştü adeta.

Tanbur sazına muhabbetim o gün başlamıştı. Yeri geliyor işlerimi tehir ediyor, hangi şart ve zeminde olursam olayım mutlaka Necdet beyi dinleyecek bir fırsat yakalamaya çalışıyor ve ruhumun derinliklerine kadar tesir eden bu sihirli sesle hemhal olmaya çalışıyordum. Nereye baksam nereye gitsem o ses kulağımda yankılanıyordu. Toplu taşıma aracına binip giderken bile aklımda olan tek şey eve gidip bir an evvel kaldığım yerden devam etme ve dinleyemediğim Tanbur icralarını dinlemekti

Devam eden süreçte Necdet Yaşar üstadımıza nasıl ulaşabilirim telaşına düşmüştüm. Tanıdığım herkesi arıyordum bana Necdet beyin telefonu lazımdı ulaşmak konuşmak hasbihal etmek ve sihirli sesin sahibi ile tanışmak istiyordum. Günlerce hatta haftalarca Necdet beyin telefonunu aradım. Bir gün bir dostum beni arayarak ‘ Gözün aydın Necdet Yaşar’ın ev telefonunu buldum’ dediğinde içimdeki heyecanı anlatamam. Şimdi sıra Necdet beyi aramaktaydı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çalışıyordum. Çalışma saatlerimizde o kadar yoğun oluyordu ki çoğu zaman öğlen yemeğine bile fırsatı bulamıyordum. Necdet beyi gün içinde arayıp birkaç dakika konuşup kapatmak ta istemiyordum. En önemlisi de arayınca ne diyecektim kendisine, sizi seviyorum dinliyorum haydi görüşürüz deyip telefonu kapatmakta olmazdı. Birkaç gün sonra bir öğlen vakti Necdet Beyi aramıştım;

- Alo

- Buyrun

- İyi günler efendim rahatsız ediyorum ben Necdet Yaşar Hocamızı aramıştım.

- Evet buyurun ben Necdet Yaşar.

- Hocam ellerinizden öpüyorum lütfen kendimi tanıtmama izin verin. Ben Önder Karakartal Ankara’dan arıyorum. Günlerdir sizi dinliyorum Tanbur sazını sizinle tanıdım. Sizinle tanışmak istiyorum elinizi öpmek istiyorum.

- Evladım geçmiş olsun sen aşıyı almışsın, nasipse bir gün görüşürüz

- Çok sevinirim hocam sizi tekrar rahatsız edeceğim hürmetle ellerinizden öperim

 

dedim ve Necdet Beyin telefonu kapatmasını bekledim. Sonraki günler de Necdet beyle buluşma anımızı hayal etmeye başladım. Bu arada Tanburi Cemil Beyi, Mes’ut Cemil’i Cinuçen Tanıkrorur’u, Bekir Sıtkı Sezgin’i, Niyazi Sayın’ı Kani Karaca’yı ve geleneksel sazlarımıza emek veren bütün üstadların hayatlarını araştırıyor, öğreniyor ve musıkimizin emektarlarını tanımaya çalışıyordum. Bir deryada idim sanki, araştırıp okudukça bana yeni kapılar açılıyor, öğrendiğim her şey beni Türk müziğinin denizlerine götürüyordu. Bir ahbabımın Musiki arşivini almıştım. Necdet Beyin yıllar evvel ki kayıtlarını dinleme imkanına da kavuşmuştum. Bu arada Necdet beyi ihmal etmiyor 10 günde bir mutlaka arıyordum. Bir gün Necdet beyin ev telefonunu çevirdiğimde karşımda bir hanımefendi sesi ile karşılaştım. Kendisi Necdet beyin eşi Fersan hanımdı. Hocamı sordum hal hatır derken Fersan hanım bana ‘ Bugün Necdet bey konuşacak durumda değil, kulaklığını servise gönderdik birkaç gün sonra tekrar arayabilirsiniz’dedi. Birkaç gün sonra aradığımda yine Necdet beyle konuşma imkanım olmuştu. Ben soruyordum o anlatıyordu. Güney Kore konserini ve iki sandalye hikayesini anlatmıştı. ‘ 1981 yılında beni Güney Kore Seul’e bir programa davet etmişlerdi. Büyükelçimiz bizim konsere geldiğimizi duyunca bizi davet edenlere sitem etmiş başka kimse yok muydu çağıracak demiş. Haliyle bizi çağıranlarda şaşırmışlar ve mahcup olmuşlar. Ben bunu duydum günlerce uyuyamadım odadan çıkamadım. Organizasyon komitesi birini göndermiş bize, konserde ışık ister misiniz, ışığı nereye düşürelim gibi şeyler. Bende bize iki sandalye yeter dedim. Konser günü geldi tertip komitesinden bir hanım ‘ Siz galiba deli birisiniz, ne desem yok diyorsunuz mahcup mu olacaksınız yoksa iyi bir şey mi yapacaksınız bilmiyorum’ dedi ve gitti. Nihayet Konser günü geldi . Bizim Neyzen Sadrettin (Özçimi) ile Ya Hak dedik bir başladık konsere. En arkadaki adamın nefes alışını duyacak haldeydik nerdeyse, çıt çıkmıyordu bir ilgi bir dikkat vardı anlatamam ben miyobum gözlerim iyi görmüyor ama Sadreddin’in kaş göz işaretlerinden salonun durumunu tahmin edebiliyordum. Konser bittiğinde bizden sonra Hong Kong’luların dinletisi vardı, Güney Kore’liler protokole çok riayet etmelerine rağmen salonda kimse kalmamıştı herkes bizi tebrik etmeye kulise gelmişti. Büyükelçimiz yanıma geldi mahcubiyetini dile getirdi. Güzel günlerdi dolu dolu yaşadık’ deyip kısa bir sohbetten sonra telefonu kapatmıştık. Artık Necdet beyle iyi bir hukukumuz vardı. Aileden biri gibi arıyordum soruyordum anlatıyordu. Nihayet bir gün görüşme talebime ‘ 23 Eylül’de sizi bekliyorum’ demişti. Aylardan sanırım Haziran’dı. Aman Allah’ım dedim bu kadar zaman nasıl geçecek. Herkese söylüyordum Necdet beye gideceğimi ama kimse ihtimal vermiyordu. ‘ Necdet bey kimseyle görüşmüyor, zor görüşürsünüz’ gibi cümleler moralimi bozuyordu. Nihayet görüşeceğimiz gün gelmişti. İstanbul’a gitmeden bir gün evvel aradım. Nasıl geleceğimizi kimle geleceğimizi en ince detayına kadar sormuştu. Şu anda İTÜ Türk Müziği bölümünde okuyan bir neyzen kardeşimiz, bir tanburi ve yine bir neyzen kardeşimizle hocanın Zincirlikuyu Levazım Subay sitesinde bulunan evine gittik. Heyecanımı anlatamam neredeyse düşüp bayılacaktım. Kapıyı çaldığımızda kapıyı Fersan Hanım açmıştı. İçeri buyur etti. Salonda oturuken Necdet bey geldi. O an bambaşkaydı. Sarıldık ellerini öptük kısa bir yolculuk sohbetinin ardından Fersan Hanım bizi yemek masasına davet

etti. O kadar güzel hazırlık yapmışki Antep sofrasının en leziz yemeklerini hazırlamışlardı. Ama en dikkat çekici kısmı ise Necdet Bey G.Antep’ten biz gelmeden bir gün evvel Baklava sipariş etmişti. ‘ Bunu sizin için istedim Antep’ten geldi afiyet olsun’dedi. Yemekten sonra kendisine henüz okuma yazmayı yeni öğrenmiş kızım Ayyüce’nin evin duvarına yazdığı Tanburi Cemil Bey yazısını çerçeveletip hediye ettim. Yüzündeki tebessüm ve memnuniyeti bambaşkaydı. Çok sevinmişti. İlkokul 1.sınıfa giden bir çocuğun evin duvarına yazacak kadar cemil beyi bilmesini çok önemsemişti.

Yaklaşık 6 saate yakın evinde kalmıştık. Evinde salonun tam ortasında bulunan Tanburi Cemil beyin evinin kapısını, Cemil beye olan hürmet ve muhabbetini ve hatıralarını o naif uslubü ile bize anlatması adeta mest etmişti. Artık veda vakti geldiğinde tam kapının eşğinde ‘ Çocuklar kafanızı kaldırın ve şu levhaya bakın’ diyerek kapı üstündeki hat sanatı ile ile yazmış besmele-i şerifi gösterdi bize. ‘ Rahmetli Kemal Batanay’ın eşim Fersan hanımla bana düğün hediyesidir’ demesi ve bizim hayranlığımızı ve merakımızı biraz daha artırmıştı.

Sonraki aylar hatta yıllarda da Necdet bey ile hukukumuzu hep devam ettirmiştim. Arıyor, soruyor sohbet ediyorduk.

En son 2015 yılında kıymetli hocamız Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü Doç. Dr. Murat Salim Tokaç, Tanburi Ali Yılmaz ve Tanburi Deniz Şahin ile beraber evine gittiğimizde bizi kapıda karşılamış ve Murat Hocamıza sarılarak ‘Başpehlivanım’ demişti. Ne hazindir ki camiaya sitemliydi. Bazen bir hal hatırı bile çok görenlere gönül koymuştu. Murat hocamızla beraber yine Necdet bey çok güzel hatıralarını paylaşmıştı bizimle. Çıkarken gözleri nemli ‘ yine gelin mutlaka bekliyorum’demesi gönlümüzde hüzün rüzgarları estirmişti.

Merhum Necdet Yaşar gerçek bir sanatçı, gerçek bir icracı ve Türk Müziğinde geleneksel kodlarımızı en küçük hücresine kadar yaşamış ve yaşatmış büyük bir değerdi. Onun Türk Müziğinde açtığı yol kadim müziğimizin gelecek kuşaklara aktarılması için çok ciddi önem arz ediyor Onun vefatı kadim musikimiz için büyük bir kayıptır.

24 Ekim 2019 merhum Necdet Yaşar Hocamızın vefatının 2. Yılı. Kendisini rahmetle anıyorum. Makamı Cennet olsun.

Demokrat Tv:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Önder Karakartal yazıları
Anket
Advert
Dolar
DOLAR
5.7660 TL 5.7430 TL
Euro
EURO
6.3561 TL 6.3307 TL
Hava durumu
Takımlar O G B M Av P
1 Sivasspor 11 6 3 2 9 21
2 Fenerbahçe 11 6 2 3 9 20
3 Trabzonspor 11 5 4 2 7 19
4 Alanyaspor 11 5 4 2 7 19
5 Başakşehir 11 5 4 2 5 19
6 Galatasaray 11 5 4 2 4 19
7 Malatyaspor 11 5 3 3 12 18
8 Beşiktaş 11 5 3 3 1 18
9 11 4 3 4 -5 15
10 Ç. Rizespor 11 4 2 5 -7 14
11 Göztepe 11 3 4 4 -2 13
12 11 3 4 4 -4 13
13 Kasımpaşa 11 3 3 5 -2 12
14 Denizlispor 11 3 2 6 -4 11
15 Antalyaspor 11 3 2 6 -9 11
16 Gençlerbirliği 11 2 4 5 -1 10
17 Ankaragücü 11 2 3 6 -9 9
18 Kayserispor 11 1 4 6 -11 7

TARİH 18.11.2019 SAAT 01:49:00
Demokrat TV Tarafsız İlkeli Doğru Haber. Gücü Tarafsızlığında Demokrat TV