Advert Advert
Advert Advert
Advert
Ayşe Nilüfer Yılmaz Atay

BAŞKENTİMİZDE 29 VE 30 EKİM NASIL GEÇTİ?

  Merhabalar efendiler! Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96. Yıldönümü kutlu olsun! Bugün iki husus hakkında yazmayı planladım. İlki ; dün Ankara’da şahit olduğum cumhuriyet coşkusu hakkında olacak. İkincisi ise bugün Ankara Sıhhiye Adliyesi önünde imzalanan Yeni Adalet Sarayı Yapım Projesi Protokolü ile alakalı görüşlerimi siz değerli okuyuculara yansıtacak. Hadi başlayalım…

Dün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı Ankara’da Anıtpark’taki etkinlikte kutladık. Etkinlikte Athena grubu sahne aldı. Konsere katılım üst düzeydeydi. Beş buçuk milyonu aşan nüfusuyla başkentimizin insanı konser alanını doldurmuştu. En son ne zaman bu denli bir kalabalık gördüğümü şahsen hatırlamıyorum. Çankaya Belediyesi Başkanı Sayın Alper Taşdelen ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Mansur Yavaş konser öncesi vatandaşlara kısa demeç verdiler. Taşdelen özetle şunları aktardı :”Aldığımız her nefeste M. Kemal var. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal aydınlığı! Gençler, hayatta aldatılmak, kandırılmak, yanılmak istemiyorsanız bilim ve akıl rehberiniz olsun. Önderiniz ise Atatürk olsun.” Mansur Yavaş ise özetle; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ e seslenerek : “Atam emanetin emin ellerde!” dedi. Daha sonra Gökhan Özoğuz ve Athena grubu sahnedeki yerini aldı. Gökhan Özoğuz, Mansur Başkanı ne kadar çok sevdiğini her fırsatta dile getirdiğini açıkladı. Bu özel günde konser şarkıları özenle seçilmişti. Cumhuriyet değerlerimizi yansıtan, milli duygularımızı şahlandıran eserlere de konser sırasında yer verildi. “İşte bayram dediğin böyle kutlanır!” diye düşündüm. Herkesin mutluluğunu, gözlerinden okuyabiliyordum. İnsanlarda bir rahatlama gözlemledim. Bu kutlamalardaki coşkunun artışı bana sanki bir takım şeylerde değişimler ve çözülmeler olduğu izlenimini verdi. Konuyu biraz daha açmam gerekirse; Ankaralı başkanından memnundu. Talepleri cevap buluyordu. Bayram sevincinin şiddeti artmıştı. Ankaralı bu organizasyonlara hasret kalmıştı ve şimdi hasret gideriyordu. Esnaf da kalabalıktan yararlanmış ve gün sonu cirosu yüzleri güldürmüştü. Ek olarak; konser alanında en önde görmeye alışık olduğumuz protokole ayrılan bir yer olmadığını sizlerle paylaşmalıyım. Arka alanda protokole ayrılmış küçük bir alan gördüm hepsi bu. Üst düzey yetkililer de konseri ayakta ve vatandaşla omuz omuza seyretti. Şu davranışın zarafetine bakar mısınız? Helal olsun protokol-vatandaş ayrımını kaldıran görevlilere helal olsun!

Yazımın ikinci bölümünde Ankara Sıhhiye Adliyesi önünde bugün imzalanan Yeni Adalet Sarayı Yapım Projesi Protokolü ile alakalı görüşlerimi yansıtacağımı belirtmiştim. Bu projeyle dağınık adliyelerin bir arada olması tasarlanıyor efendiler. Bugün 09:40’ da duruşmam vardı ve yine gecikmeli başlamıştı. Duruşmadan evvel Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül’ün adliye kapısı önünde demeç vereceğini kalem personeli kendi arasında konuşurken işittim. İşim bittiğinde dışarıda adliye önünde etkinliğin başlamış olduğunu gördüm. Sayın Bakan Abdülhamit Gül’ün konuşmasını kaçırmamıştım. Özetle ; yargının millete ait olduğunu, yargının ideolojisinin olamayacağını, adliye kapısının hakkın kapısı olduğunu, adliyenin kapısından giren vatandaşın iç huzuruyla ve güven duygusuyla evine dönebilmesi gerektiğini, yargı reform paketindeki bazı unsurları Sayın Bakandan dinledik. Sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum’da sahneye çıktı. İki bakan yeni adliye projesi için protokol imzaladılar. Hayırlı uğurlu olsun. Yargı teşkilatı için bu protokolün imzalanması kaçınılmaz bir hal almıştı. Zaten buraya kadar sıkıntı yok

  Yiğidi öldür hakkını yeme. Ankara’ da aynı gün içerisinde on farklı yere gitmek zorunda kalan vatandaşın ve avukatın imzalanan protokolü beğenmemesi için deli olması gerekir. Ancak; Sayın Adalet Bakanının da avukat haklarından vs. söz ettiği dakikaların üzerinden henüz çok geçmemişken bir polis memuru ile aramızda geçen diyalog trajikomik hadiseler listemde ilk sırada yer aldı. Boydan boya güvenlik önlemleriyle vatandaştan steril edilmiş alanda avukat da kendine yer bulamıyordu. Memura sordum: “Steril alana avukatlar giremiyor mu?” Memur yanıtladı: “Hayır”. Bazı cübbeli meslektaşların da ayrılan alanın dışında etkinliği seyrettiğini gözlemledim. Yazık demekten başka söz kalmadı. Sayın Bakanın sözleri ne denli naif ve hoştu ama gerçekler konuşulanların çok ötesinde şekil almıştı. Hani adliye kapısı hakkın kapısıydı? Bir polis memurunun şahsımı; “çekiminiz bittiyse uzaklaşın” diyerek uyarması, yargının millete mi yoksa bir takım güçlere mi ait olduğu konusundaki haklı tereddütlerimi kuvvetlendirdiğini belirterek yazımı sonlandırıyorum efendiler. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğimle. Ayşe Nilüfer YILMAZ ATAY

Demokrat Tv:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Ayşe Nilüfer Yılmaz Atay yazıları
Advert
Dolar
DOLAR
7.8233 TL 7.7921 TL
Euro
EURO
9.3296 TL 9.2923 TL
Anket
Cumhurbaşkanı adayınız kim?
Recep Tayyip Erdoğan
Ekrem İmamoğlu
Mansur Yavaş
Muharrem İnce
Sinan Ogan
Kemal Kılıçdaroğlu

TARİH 29.11.2020 SAAT 13:36:03
Demokrat TV Tarafsız İlkeli Doğru Haber. Gücü Tarafsızlığında Demokrat TV